o gün pazardı, kasım ile aişenin düğünleri vardı. kanlı topular köyünün büyükleri sabah namazından sonra dualarla, aminlerle aişeyi evinden alıp, kasımın evine getirmişlerdi.. mevlidler ve kuranlar okundu, yemekler yendi, baş açımı yapıldı. damat sağdıcıyla birlikte halkın ortasında hürmetle bir müddet ayakta bekledi. bu arada köyün tadı, tuzu kuru ahmet gür sesiyle ;
_verelim muhammed sav'e salavat. sali ala muhammed sav..
_ismail ağa yeğenin güveyi oldu neyin var?
_bi tarla, bi inek. allah bereket versin.
_dedesiii! torunun güveyi oldu, ne veriyosun?
_on koyun, bi goç..
_dedesinden on koyun bi goç, allah bereket versin, allah dedesine dha çok versin..
sonra bir topluluk geldi camiye, bir şeyler anlattılar hararetli bir şekilde, hafız sela verdi milleti topladı, ingilizler savaşa kalkışmıştı, köyün erleri birer,birer toplanırken balkanları ve bir çoklarını gören imam efendi bağırdı ;
_bre kafirler ! geldiğiniz gibi gideceksiniz yada balıklara yem olacaksınız..
çok geçmeden toplandılar akşam olmadan çıkmaları gerekiyordu.. bir tek kasım kalmıştı eli silah tutan gençlerden.. düşündü, taşındı, bu sabah evine gelen helali aişeyi bunu nasıl açıklayacaktı? hem yatsı namazını kılmadan gelin hanımın yanına gitmek ayıptı adetlerine göre.. düşündü ve karar verdi, büyüklerinden izin alıp çok kısa zamanda aişeyi haberdar edecekti.. izin verildi ve aişenin yanına girip durumu kısa bi şekilde anlattıktan sonra şiirle devam ettiler konuşmaya ;
HAK-BATIL KAVGASI EZELİ YAZI,
KAFİR GEMİLER TUTTU BOĞAZI,
ZEHREDER BİZE BAHARI, YAZI,
CANDAN SARILARAK ALTIN YELEYE,
YÜRÜYÜN YİĞİTLER ÇANAKKALE'YE..
Aişe sessizce ağlıyordu, ağladığı duvağının ıslanmasından belli oluyordu. kasım sevgiyle duvağını kaldırdı ;
CENK HABERİ GELDİ BEYAZ DUVAKLA,
YİĞİT HELALİNİ EĞİLDE KOKLA,
VUSLAT UMUDUNU MAHŞERE SAKLA,
CENNETTE RASULE SAV UÇMAK ZAMANI,
DİN İÇİN BU CANDAN GEÇMEK ZAMANI..
Bu sözler aişenin de dilini çözmüştü, yağmur yüklü bulutlar gibi boşaldı ;
MAHZUN, MAHZUN ESER SEHERİN YELİ,
YETİM MİNARELER SÖYLEMEZ DİLİ,
ÇİÇEĞİ BURNUNDA NAZLI GÜZELİ,
GİT YİĞİDİM GİTKİ DİNSİN KEDERİM,
KAFİRDEN KORKANA YİĞİTMİ DERİM??
Helalinden böylesine iman ve feragat yüklü bür cevap alınca kasım coştu, tarihini hatırlayıp, kükredi ;
EZANIM SUSUNCA NASIL YATILIR?
SÖYLE! İMAN NEYLE SATILIR?
KARŞIMDA BAYRAĞIM NASIL YIRTILIR?
TARİHLERDE FERMAN BENDİM UNUTMA!
NİĞBOLUDA SENİ YENDİM UNUTMA!!
Ve kasımlar gitti çanakkale'ye, ardlarından şu şiiri haykırmıştı gerilerde kalanlar ;
BU İMAN ALEVİ SARINCA YURDU,
DAĞ, DAĞ FİDANLARIM BOĞAZA DURDU,
KÜKREYEN MEHTERİN TEKBİRLE VURDU,
BAKSANA! ŞEHİTLER GÖKTEN GELİYOR,
KAİNAT BİZLERE YARDIM DİLİYOR..
Ve savaş başlamıştı..birden allaah! diye bir ses duyuldu mehmet tanıdı bu sesi koştu;
_aslanım, kasımııım !!! kasım zorllanıyordu nefes alırken, zorla dedi ;
_mehmet anama selam söyle, kılıcının hakkını verdim, aişemede deki eğer beklerse cennette rasulallah sav kıyar nikahımızı..
kelime-i şehadetini getirip rasul'e sav kavuştu..
mehmet akifin deyimiyle "BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB! NE GÜNEŞLER BATIYOR!!" du..
binlerce şehitten sonra kazanılmıştı çanakkale, kafirler kaçıyor, kaçıyordu..